Cuma, Mayıs 22, 2009

lakerda

Cesaretin en büyük denemesi,
yenilmeyi yasa düşmeden kabul etmektir.
demiş.......G.Ingersol

ben de cesaret gösterip,
1 mayısta lakerda yaptım... Markette
balığı görünce, yani toriği
şaşırdım
belki mevsimi değil dedim yapmamın
ama
denemem gerekir bunu deyip aldım...
bolca hem de ....
akşam birazını pişirdim usulünce
kalanı lakerda olacak...
benim değişik yemekler yapmak ile
ilginç baharatları kullanma
merakım olduğundan
bütün bu işler ...
yazısını da lakerda oluşup
yenecek kıvama gelince yazarım
diye düşündüm tabii...

neyse
araştırıp,
yaptım ve
OLDU...

şimdi sıra yemeye geldi....
araştırmalarım sırasında
rastladığım yazılar da ilginç lakerda hakkında
ve de hoş ...

"Musevi bir İspanyol balıkçı
kutsal cumartesi günü ailesini doyurmak için balığa çıkmış.
O gün de sonrasında da tek bir balık bile tutamamış.
Yaptığı hatayı anlayıp tövbe etmiş, Tanrı'ya yalvarmış.
Affedilmiş olmalı ki; ertesinde çıktığı av çok bereketli geçmiş,
yiyebileceklerinden fazla balık tutmuş.
İşte bu fazla gelen balık tuzlanıp saklanmış.
Ortaya çıkan lezzet bugünkü lakerdanın temelini atmış.
Lakerda sözcüğünün de
İspanyolca 'istenen, arzulanan' anlamındaki 'la kerrida'dan geldiği söylenir.
İyisi torikten olanıdır.
Ama öyle her torikten değil, mümkünse poyraz yemişinden."


"Aydın Boysan'ın şahane bir lakerda hikayesi
Aydın Ağabey bunu daha sonra İstanbul'un Kuytu Köşeleri adlı kitabında da yazmıştı. Çocukluğunun Samatya'sını anlatır: "Merdivenlerin yanında, lakerdacı Tekfur Usta yer alırdı. Camekanın üstünde, çıplak ampuller ışıldardı. En sevimli Samatya olaylarından biridir, anlatılır. Bir gün Tekfur Usta'ya iri kıyım bir adam yaklaşıyor. Nefis torik lakerdalarını seyrettiken sonra 'Bana bundan, iki kilo tartın!' diyor. Tekfur ise 100 gramlık bir ufak sararak veriyor ve diyor ki, 'hele sen bunun tadına bir bak! Haftaya daha iyisi gelecek, şimdi al.' Müşteri gittikten sonra soruyorlar: 'Hazır müşteri çıkmışken niye vermedin?'
Tekfur açıklıyor: 'Bu ayı, iki kilo lakerdayı alır evine götürür,
tavasını-ızgarasını yapmaya çalışır.
Ziyan eder malı, vermem.'

bu arada sözlüklerde lakerda tanımları ;

argoda; yaşlı hayat kadını.

rakının metresi olur,
pezevengi soğandır.demişler.

balik etinden lokum yapma sanati.
en nefis yiyeceklerden biri.

suşinin oryantali de denebilir.
rakıyla iyi gider.
balık turşusu

Alakası yok ama,
bu söz de hoşuma gitti doğrusu;
"""""O kadar çok şeye sahipti ki azla yetinmeyi öğrenmişti."""""

7 yorum:

Adsız dedi ki...

çokk sevdim..

lakerda da severim..=)
nedense rum mezesi gibi düşünürdüm.. musevi kökenli olduğunu hiç düşünmemiştim..

zamanında hangi nedenle bilmiyorum..
2. dünya savaşı sonrası olabilir.. deprem olabilir her ne ise.. insan elinden çıkma ya da doğal bi afet nedeni ile yunanistana yardım gönderilmesi planlanmış..çok uzosuz kalmışlardır diye rakı.. lakerdasız kalmışlardır diye sardalya tuzlaması göndermiş bu empatisi yüksek halk..

şimdi ne olurdu acaba.. =(..
nerde kaybetti bu ulus empatiyi şefkati..
önce ulus mu başladı da fertlere yayıldı..
yoksa önce tek tek kaybedildi de çoğunluklar öyle mi oluştu..

ay neyse..
son cümleyi de sevdim..

kişisel olarak huyu suyu zengin olanların alçakgönüllüğü de bundandır denebilir mi acaba..
atalet

beyaz gelincik dedi ki...

sana
göndereyim
desem...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

heyyyyy noluyo burda heheheh. Ataletle bir olmuş kaynatma yapıyosunuz. Lakerdayı çok severim babam da yapardı eskiden ama artık yapamıyor yapamıyor. Biliyomusun Dilaramm, biz arkadaşlarla okulu kırar , koşa koşa ara sokaklardan Smatya ya inerdik, ne severim o sokakları , oradan da Yenikapı Sahili. Sen şimdi ne ettin, lakerda dedin Smatya dedin yüreğimi ta derinden cızlattın. Çok ama çok öptüm seni

beyaz gelincik dedi ki...

ne demek lalem...
nostalji yaptın işte,
sanki hiç yapmıyorsun gibi,
ben de öptüm seni...

Oya Kayacan dedi ki...

Peki süpürge çöplerin var mıydı? Kılçık içi ilikleri nasıl temizledin? (Ukala kadının yorumu ;-) böyle olur)

beyaz gelincik dedi ki...

valla Annoyam
balıkçı öyle bir temizledi ki,
yoktu öyle kemik, ilik...
gerek kalmadı...

esintiler... dedi ki...

Benim yediğim lakerdalarda hep Samatya'dan alınmaydı babam zamanında... Taaa çocukluğuma gidiverdim... Tren istasyonunun altından çocuk halimle sadece Samatya'nın havasını koklasam kafayı bulurdum. Lakerda ve rakı pek güzel... Ah bir de benim çirozlarım... İllâ ki uskumrudan... Yok öyle kolyozdan falan... Kalmadı artık ne yazık ki uskumru. Kolyozları uskumru diye kakalıyorlar bilmeyenlere...
Hani bu yazıyı okuyup da lakerdayı tanıyan her kimse şimdi deli diavane olur bir parça lakerda için... Yanında da hani bir dublecik... Olmaz ki :(( Böyle de yazılmaz ki:((
Afiyet olsun Dilaracağım...