Salı, Ekim 27, 2009

varoluşculuk

hangi filozofsunuz testinde
jean -paul sartre olduğum meydana çıkıverdi,
paylaşmak istedim tabii her zamanki gibi

Tüm eylemleriniz, kendinize bir öz inşa etme hedefi taşıyor.
Sizi var edenin etrafınızı çevreleyen koşullar değil,
kararlarınız ve tercihleriniz olduğunu düşünüyorsunuz.
Jean-Paul Sartre, varoluşçuluğu bir tür sorumluluk ve
eylemlilik felsefesi olarak görüyordu.
Bu yüzden de hayatı boyunca
bir kez bile karamsarlığa kapılmadı.
İnsanın eğer isterse başka bir dünyayı mümkün
kılabileceği fikrine kapılmamızı sağlayan filozoflardan biriydi.
Hiçbir zaman “böyle gelmiş, böyle gider” demedi.
Ona göre insan “özgür olmak” için vardı.
Geçmişe ve şimdiye baktığınızda hiç de iyi şeyler görmüyorsunuz,
ama karamsarlığa kapılmıyorsunuz.
Çünkü bu kötü şeyler dünyayı değiştirme isteğinizi kamçılıyor.
Pek iyi bir öğretmen sayılmazsınız,
kimseyi kendiniz gibi düşünmeye zorlamıyorsunuz.
Ama ne zaman konuşmaya başlasanız,
şimdiye kadar düşünülmemiş ihtimaller beliriyor ufukta.
Karanlık bir geçmiş ya da şimdiden,
insanın kendi özüyle inşa edebileceği ve
sorumluluğunu bütün hücreleriyle üstleneceği bir geleceğe köprü kuruyorsunuz.

3 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Tüm kitaplarını lisedeyken h falan okumuştum. Tükeniş , Diriliş v.s.
Şu anda aklımda varoluşculuk kavramı dışında hiç bir şey yok. Ama seni okuyunca anladım ki etkilemiş hayat felsefemi.
Öptüm seni Dilaram

Oya dedi ki...

varoluşculuk..
deyince aklıma,
sartre..
rousseau..
ve kundera gelir..

“Kendi durumunu kavramak noktasına erişmek, özgür bir varlık olmaktır!”
"Varoluş özden önce gelir”
“İnsanlar özgür olarak doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar.”
ve tabii ki:
"Einmal ist keinmal".. yani: "Sadece bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır"

derin mevzuular bunlar canım..
uygulaması ve yaşaması bilmesinden ve anlamasından zor..
ama olasılık dahilinde dahi güzel..
neyse..
öpeyim şimdi..
sartre sartre kokan yanacıklarından :)

alpernatif dedi ki...

Geldim
ille de Camus dedim
gittim :)